Yine o malum gün yaklaşıyor. Kimimiz akşamdan kalma bir halde televizyon karşısına geçecek, kimimiz şurada bir vals dönse de hayatın estetiğine doysak diye ekran başına çivilenecek. Her sene olduğu gibi Musikverein’ın o meşhur altın salonu çiçek bahçesine dönecek, biz de buradan "adamlar yaşıyor bu hayatı" diyerek o muazzam müzikal ve görsel şovu izleyeceğiz.
Bu seneyi özel kılan olay ise şef koltuğunda ilk kez Yannick Nezet Seguin’i görecek olmamız. Adamın enerjisi müthiş. Orkestraya nasıl bir hava katacak gerçekten merakla bekliyorum.
Biliyorum şu anda bazılarınız bu elitist adam ne diyor diyor ama ben o iki saatlik huzur için yıl boyu bu günü bekliyorum. Emin olun müzikle ilginiz ne kadar olursa olsun, o salonun atmosferi ve geleneğin gücü bir şekilde insanı içine çekiyor.
Bir de küçük bir hatırlatma yapayım, Viyana’ya gidip o biletleri almak çoğumuz için hayal olsa da, aslında burnumuzun dibindeki güzellikleri bazen kaçırıyoruz. Bizim yerel Devlet Senfoni Orkestraları ve Opera Bale’nin de her yıl harika yılbaşı konserleri oluyor. Hatta biletler satışa çıktığı gibi kapışılıyor. Bunları da takip etmek gerek.
2 gün önce Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin vardı mesela. Viyana’nın o görkemli şovu ayrı ama canlı canlı o enstrümanların sesini kendi şehrinde canlı duymanın tadı gerçekten bir başka...
Neyse, 1 Ocak sabahı televizyonun karşısına geçip, kumandayı bir kenara fırlatıp başlıyoruz bakalım diyeceğimiz o anı bekliyoruz. Bakalım 2026’nın ilk sabahında Viyana’nın o meşhur valsleri bu sefer bünyeye nasıl gelecek
