Bırakın dünyayı Türkiye'de bile birçok insanın bihaber olduğu bir katliam ve bağımsızlık mücadelesidir 20 Yanvar. Hem şehit olan soydaşlarımızı analım hem de biraz bilgilenelim diye bu başlığı açma ihtiyacı duydum.
SSCB’nin çöküş sürecine girdiği dönemde, Ermenilerin toprak talepleri ve Moskova’nın taraflı tutumu Azerbaycan’da büyük bir infial yaratmıştı. Azerbaycan halkı, hem toprak bütünlüğünü korumak hem de özgürlüğünü haykırmak için meydanlara dökülmüştü. Sovyet yönetimi ise bu uyanışı kanla bastırmayı seçti.
19 Ocak 1990 akşamı Azerbaycan televizyonunun enerji bloğu patlatılarak halkın dünyayla iletişimi kesildi. Gece yarısı olduğunda, Kızıl Ordu maskesi altındaki birlikler Bakü’ye girdi. Tanıklıklar, ordu içerisindeki askerlerin bir kısmının yerel halka husumet besleyen unsurlardan oluştuğunu (Ermeni kökenli militanlar vb.) ve bu durumun vahşetin boyutunu artırdığını göstermektedir.
Tanklar sadece barikatları değil, içindeki insanlarla birlikte otomobilleri ve ambulansları da ezdi. Yaralıları tedavi etmeye çalışan doktorlara ve hastanelere ateş açıldı. Birkaç saat içinde 137 kişi şehit edildi, 700’den fazla insan yaralandı. Medya susturulsa da Mirze Hazar’ın radyodan yükselen sesi o gece halkın tek nefesi olmuştu.
Bugün ırkçılık veya nefret üzerinden eleştiri yapanların göz ardı ettiği şey, o gece sokaklarda tanklar altında ezilen çocukların, evinin kapısında katledilen yaşlıların ve bir halkın maruz kaldığı sistemli soykırımdır. Bu, sadece bir toprak kavgası değil var olma ve hür yaşama iradesidir.
Azerbaycan, bedelini canıyla, kanıyla ödediği bağımsızlığına 18 Ekim 1991’de kavuştu. Bugün Karabağ'da dalgalanan bayrak, 20 Ocak şehitlerinin ruhuna en büyük armağandır. Şehit olan tüm soydaşlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.
Bakü sokakları kızıl kan gölü,
Hürriyet sancağı arşa dayandı.
Üç renkli bayrağın ülkümün dili,
Güller figan etti, karanfil yandı!
Tarihe şerh koydun an’la aybalam!
İstiklal yazıldı kanla aybalam!