
Abonelik sistemleri, veya bir ürünü kiralamak diyebileceğimiz bu şey tüketici açısından benim gördüğüm en tehlikeli pazarlamalardan birisi. Diyelim ki kemana ilgi duymaya başladınız ve ortalama bir keman satın isterseniz için 6.000 lira ödeyeceksiniz. Ürünü direkt satın almak tek seçenek değil ve karşınıza bir teklif çıktı, keman kiralama. Tamamen aynı keman ayda sadece 250 liraya. Fena bir teklif değil, en azından hevesinizi kaybederseniz 6.000 liranızdan olmuyorsunuz.
Aradan iki sene geçti, sizin olmadığı için titizlikle baktığınız o keman hala sizde ama artık pek ilginiz kalmadı, üstelik her ay cebinizden 250 lira gitmesi de biraz sinirinizi bozmaya başladı. 4 işlem yaptınız ve iki yılda ne kadar paranızın gittiğini hesap ettiniz. 24 x 250 = 6.000

Gözünüze çok pahalı gelmeyen o abonelik size iki senede tüm kemanın parasını ödetmiş, üstüne üstlük şu anda ne bir kemanınız var, ne de keman alacak paranız. İşte günden güne yaygınlaşan o abonelikler ceplerinizi böyle boşaltıyor.
Bir şeyler izlemek için, bedava kargo veya hızlı teslimat için, daha kaliteli internet bağlantısı ya da sanal başka hizmetler için her ay bir ton para ödüyoruz ve tüm işimiz bittiğinde elimizde kalan şey sıfır. Üstüne üstlük özellikle alışveriş uygulamalarındaki üyelikler sizi hizmete daha da bağımlı ederek daha fazla para harcamanıza yol açıyor.
Kendi gözlemim çevremde herkesin yaklaşık 5-6 aboneliği var. Gelir düzeyi biraz arttığında bunların sayısı da anında artıyor.
Sizin kaç aboneliğiniz var?