geriye çekilip baktığınız zaman, zaten hiçbir şeye sahip değiliz ki. trilyon dolarınız dahi olsa yaşadığınız sürece onu ve getirisini kullanabiliyorsunuz. bu açıdan baktığınızda zaten bir şey satın almak anlamsız gibi durmuyor mu?
sizin de bahsettiğiniz kemanda olduğu gibi ürün/eşya örneğinden gideyim; 50.000.000₺'ye son model bir Ferrari almaktansa, eğer bunu alacak durumunuz da varsa zaten dilediğiniz yerde dilediğiniz kadar kiralayıp ücretsiz şekilde tatmin edebilirsiniz kendinizi. ücretsiz derken; 50milyonu arabaya bağlamaktansa çalıştırdığınız taktirde zaten cebinizden pek bir şey çıkmadan bu tatmine erişebilirsiniz. ihtiyacınız varsa da farklı araçları uzun soluklu kiralar benzer şekilde işinizi görebilirsiniz.
ev konusu da benzer aslında. ev alıp tek bir yere kendinizi "hapsetmektense", ev için ayıracağınız bütçeyi yine çalıştırdığınız taktirde dilediğiniz evde dilediğiniz süre boyunca yaşayabilirsiniz.
bu çerçeveden baktığınızda, aslında "mal-mülk" olarak sırtınıza yüklediklerinizin görünmeyen zincirlerini de otomatik olarak kırmış oluyorsunuz. dolayısıyla benim açımdan yatırım yapılabilecek tek şey dünyadaki tek sınırlı varlık olan "toprak" kalıyor (konudan bağımsız).
abonelikler ve sahip olamama örnekleriniz biraz uç aslında. çünkü ben netflix'e abonelik yaparken "ona sahip olma" güdüsünü aklıma dahi getirmiyorum ki. görece bir ücret karşılığında izleyeceğimi izleyip sıkıldığımda iptal ediyorum, ona sahip olma şansım zaten yok.
keman örneğinde ise bence gayet normal bir durum var. eğer ben keman öğrenmek istersem önce kiralayıp becerebilme durumuma bakarım, keyif alıp almadığıma bakarım. eğer gerçekten ışık var ve isteğim devam ederse satın alıp devam ederim. aksi ihtimalde 6000'e kemana sahip olup bir kere çalıp kenara atmak bana daha büyük zarar vermez mi? (benzer şekilde sahip olacağım diye tonla elektronik eşya satın alıp hepsiyle şu an bakışıyor olduğum gibi

)
dolayısıyla paylaşımlı ürün ekonomisi benim desteklediğim bir kavram, sahip olmak pek de umrumda değil doğrusu. çünkü o eşya/ürün/araç benim işimi görmek için tasarlanmış. 50 milyon verdiğim de işimi görüyor, 50 milyonu çalıştırıp getirisinde göze gelmeyen bir miktar ile kiraladığım vakit de işimi görüyor.