Tasarruf yapmak ve gelirinizin elinizden geldiğince fazla bir kısmını bir kenara ayırmak oldukça güzel bir durum. Bunu yapmak için bir sebep aramaya da gerek yok ama erken emeklilik uğruna da, finansal olarak özgür kalabilmeye de, yaşadığınız yerden uzakta ara sıra kaçabileceğiniz bir yer satın almaya da birikim yapılabilir. Kısacası şimdiki emeklerinizin gelecekte sizi bir şekilde mutlu edebilmesini sağlayacak her şey olur.
Diyelim ki hayatını tüm gelirini götürecek şekilde planlayan, elinde fazladan para kalsa bile ay sonuna kadar harcayacak bir şeyler bulan birisiniz. Dünya tamamen kağıt üzerindeki hesaplarla dönmediği için bir gün her ay harcadığınızdan fazlasına da ihtiyacınız olabileceğini düşünmeye başladınız ve tasarruf etmeye karar verdiniz. Aslında sizin durumunuzda buna tasarruf bile denmeyebilir, sadece biraz daha gerçekçi bir bakış açınız var diyelim.
Yavaş yavaş kendinizi alıştırdınız ve kaptırdınız gidiyorsunuz. Öyle ya da böyle, bir fonda olsun, altında olsun, borsada veya kriptoda olsun fark etmez; o şeyin sadece arttığını görmek istemeye başladınız. Artık en ufak şeyin dahi hesabını yapar oldunuz. Ki gerçekten birikim mantalitesi böyle bir şey, insan bir kere ileride neler olabileceğini görünce harcadığı her para sanki kafasındaki o hayalden çalınıyor gibi oluyor.
Bu konu hakkında düşünürken "Mental Accounting" adı verilen bir şeye rastladım.
Zihinsel muhasebe (veya psikolojik muhasebe), Richard Thaler tarafından geliştirilen ve insanların ekonomik sonuçları kodlama, kategorize etme ve değerlendirme sürecini tanımlamaya çalışan bir tüketici davranışı modelidir.
Kısaca, paranızı sadece anlık düşüncelerle harcamadığınız bir yaşam tarzında bu harcamaları nasıl yönettiğinizi açıklayan bir sistem. Kendi hayatınızda tasarruf yapmaya karar vermiş birisi olmak ile aşırı pintilik arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağınızı anlatıyor.
Hiç yakınınızdaki ATM'ye 10-20 lira vermemek için 2 km uzaktaki işlem ücreti almayan ATM'ye yürüdünüz mü? Tasarrufu hiç düşünmeyen birisine şunu teklif etmek dahi çok zor olur. Gerçekten pinti birisi ise o ATM 5 km uzakta olsun yine oraya gitmeyi kafaya koyar.
İşte denge burada sağlanıyor. Siz aşırı pinti birisi de değilsiniz, varlıklarınız konusunda vurdumduymaz da. Pintiyken her harcamada o kadar çok duygusal acı yaşarsınız ki bir yerden sonra hem bireysel açıdan hem de çevrenizdekilerin gözünde çekilmez bir hal alır. 20 lira vermemek için o kadar yolu yürümek hem zaman hem enerji açısından mantıklı görünmese de bunu yapmak zorunda hissedersiniz. Dengeyi kurabilen birisi de en az aşırı pinti olan kadar yatırımı kafaya takmış olabilir, ama harcamalara karşı bakış açıları farklıdır. Bir insan olarak her ne kadar geleceğinizi düşünseniz de şu anı da yaşanabilir kılmanız gerekir, bu yüzden denge halindeyken planlarınızı da böyle insanı ikilemde bırakabilecek anlara göre yaparsınız. Aylık bütçenizde aşırı pintilik yapmamanız için keyfi harcamalar adına bile bir yer olur.
Nasıl ki işletmeler mali nitelikteki işlemlerini izlemek ve kaydetmek için farklı hesaplar kullanırlar, bireylerde yaptıkları her bir finansal işlem için zihinlerinde ayrı bir zihinsel hesap açıp söz konusu işlemi diğer işlemlerden bağımsız bir şekilde değerlendirip izlerler. Bir sonuç zihinsel bir hesaba kaydedildikten sonra, söz konusu sonuca başka bir açıdan bakmak güçleşmekte ve bu durum ise bireyin kararlarını beklenmedik bir biçimde etkileyebilmektedir.
Zihninizde -veya banka hesabınızda- adeta birden fazla insan olabilirsiniz. Yeri geldiğinde hoşunuza giden bir ayakkabıyı almaktan vazgeçerken bazen tek gecede çılgınlar gibi alışveriş yapabilirsiniz. Önemli olan kafanızda yarattığınız birden fazla insanın birbirine borç vermesini, anlaşma yapmasını önlemek. Yatırımcı kişiliğinizden bir kuruş bile eğlenceyi seven kişiliğinize geçmeyecekse kural budur. Her ikisi de kendi içinde kendi kararlarını verebilirler ama birbirlerine karışamazlar.
Biraz dağınık bir konu oldu ama neyse
https://en.wikipedia.org/wiki/Mental_accountinghttps://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1402845