Trafikte gerçekleşen ölümlü her kazayı cinayetle yargılamak hukuk sistemine göre gerçekleşmeyecek bir durumdur. Çünkü trafikte gerçekleşen kazaların bir çoğu bilinçli bir şekilde öldürmeye yönelik değildir ve dikkatsizlik sonucu gerçekleşen kazalardır ama durduk yere hız sınırlarının olmadığı alanlarda yüksek hızlarda seyir sonucu veya trafiği tehlikeye atan hareketler sonucu ölümlü bir trafik kazası bilinçli taksirle ölüme neden olma suçu sayılabilir. Bu konu bence karmaşık ve soru işaretlerini bolca barındıran bir konu.
Hocam yani bak kamera kaydı var. Çocuk yaya geçidinden geçmiş, araç kırmızıdan 140-150 km hızla geçip adam öldürüyorsa bunu tespit ediyorsan bunu cinayet ile yargılamak lazım. Buna kaza diyemezsin. Ama sistem o kadar kokuşmuş ki adamlar ikinci gün denetimli serbestlik ile dışarıda rahat rahat takılıyorlar. Burada sert kararlar almak lazım. Nasıl para cezaları artınca millet trafikte arabasından inmeye korkar oldu. Cezalarda da böyle yapmak lazım.
Cinayet ile yargiladiginda Kızılay başkanının kızını nasıl ceza evinden kurtaracaksin soylermisin. Mesela Afrika ülkesinde bir basbakanin oğlu da benzer şekilde kaza yapıp adı dahi anilmiyor.
Buna kaza diyeceksiniz ki büyüklerin yaptığı hatalarin bir kaçış yolu olsun. Sistem kokuşmuş değil istenilen talep edilen sistem bu.
Anayasanin neredeyse çoğu değiştirildi hala diyorlarki yeterli değil iyide kardeş bu anayasinin çoğunu sen degistirdin ne işine gelmiyor yada neden yaptın işine gelmeyen işi demezler mi adama.
Bak anayasa değiştiginde Arap ülkeleri gibi babadan ogula geçen bir sistem dahi gorebiliriz