Adana’ya ithal edilen tonlarca plastik çöpün bir kısmının çevreye bırakıldığı, sulama kanallarına ve nehir sistemlerine karıştığı artık ciddi biçimde belgeleniyor. Bu plastiklerin bir bölümü Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e ulaşıyor.
İngiltere ve Avrupa'dan getirilen bu plastik çöpler sulama kanallarına ve nehir kenarlarına dökülüyor. Buradan Akdeniz’e karışıp batıya doğru sürükleniyor.
Geçen gün Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün Antalya’dan paylaştığı görüntülerde Konyaaltı Plajı’nın mikroplastik kirliliğiyle kaplandığını görüyoruz.
Kaynak:
https://x.com/ozturk_mustafa/status/2089401529841185240/video/1?s=46https://www.turizmekonomi.com/bakanlik-ve-antalya-valiliginden-mikroplastik-aciklamasi
Bunun sonucunda ise muhtemelen yakın zamanda Kemer, Kaş ve Antalya merkezdeki plajlar mavi bayraklarını kaybedecek gibi duruyor. Musilaj vakaları ve plankton sayısı da artacak, oksijensiz kalan denizde yerli balıkların tükenmeye başlayacak.
Biz ise hala Mavi Vatan diyoruz. Mavi Vatan demekle denizleri korumuş olmuyoruz. Ülkenin toprağını, suyunu ve denizini koruyacak denetim mekanizmasını kuramadığınız sürece bunun hiçbir anlamı yok.
Devletin liyakatli kadroları ülkeyi her konuda geri dönülemez bir noktaya getiriyor maalesef.Türkiye'nin 2025 turizm geliri 65,23 milyar dolar. Gönderdiği çöpler için İngiltere'den toplamda 190 milyon dolar almışız. Ve sonucunda ülkenin en prestijli turizm kentini kaybediyoruz.
Bu sadece bir çevre meselesi değil. Tarım, turizm, balıkçılık ve halk sağlığı meselesi...
Akdeniz’i kaybettikten sonra temizlemek için harcayacağımız paranın, bugün bu sistemi denetlemekten çok daha pahalı olacağını görmek için daha ne olması gerekiyor?