standardnepo (OP)
Member


Activity: 76
Merit: 33
|
 |
September 06, 2026, 09:15:41 PM |
|
Yazar: fillipponeOrjinal İçerik: Debunking the "Bitcoin is an environmental disaster" argument
Son zamanlarda “Bitcoin çevreyi çok kirletiyor”, “Bitcoin çok fazla elektrik enerjisi harcıyor.” gibi çok fazla Bitcoin eleştirisi duyuyorum. Bu argümanlar Bitcoin’in kendisi kadar eski, hatta Satoshi bile zamanında bunları tartışmıştı ve bu eleştiriler çoğu kez çürütüldü. Ben de bu yazımda bu eleştirileri ve bu eleştirilere karşı kullanılabilecek yanıtları/materyalleri bir araya getirmeye çalışacağım. Bu eleştirilerdeki belirli iddiaları, veriler, web siteleri ve kaynaklarla destekli karşı argümanlarla "cevaplamaya" çalışacağım. Her ne kadar Bitcoin’in "savunulmaya" ihtiyacı olmasa da, bu argümanları düzenlemek Bitcoin’i bu eleştirilere karşı savunmayı daha da kolaylaştıracak. - Savunma
- Televizyonlar, uçaklar, Christmas süslemeleri(ışıklar), plastikler; bunların tamamının üretimi ve kullanımı için devasa miktarda enerji gerekiyor: bu ürünlerin üretimi için harcanan enerji miktarı ne kadar olduğunda aşırı olarak kabul edilir? Bu hesaplama Bitcoin için yapılırken neden diğer ürünler için yapılmıyor?
- Cambridge Bitcoin Elektrik Tüketimi İndex’inin sağladığı veriye göre, sadece ABD’deki bekleme modunda açık bırakılan elektronik cihazlar bitcoin ağının 1.5 yıldan daha fazla elektrik ihtiyacını karşılayabilir.
- Bu veriye göre Bitcoin madenciliğini diğer değer saklama araçlarının(altın) madenciliğiyle kıyaslayacak olursak, Bitcoin madenciliği aslında çok daha çevre dostu.
Bitcoin değer saklama aracı olarak kabul ediliyor, bu da Bitcoin’i altınla karşılaştırılabilir hale getiriyor. 2020’de 3200 ton altın çıkarıldı, bu da yaklaşık olarak 90,301,440 milyon ton co2 emisyonuna denk geliyor.
Bitcoin'in 2021 yılı boyunca yaklaşık 37 milyon ton CO2 salımı yapıldığı tahmin ediliyor ve bu dönemde Bitcoin hash rate’inin %65’i Çin tarafından sağlanıyor. Paris Anlaşması kapsamında Çin, diğer birçok ülke de dahil olmak üzere, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı vaat ediyor. Bu hedefe ulaşılması durumunda Bitcoin’in 2050 yılına kadar yenilebilir enerjiyle çalışacağı ve sıfır karbonlu bir teknoloji haline geleceği söylenebilir. Ek olarak altın madenciliği, içme suyunu siyanür, cıva ve diğer ağır metallerle kirletmenin yanı sıra zararlı sağlık etkilerine neden olan en yıkıcı endüstrilerden biri olarak biliniyor. Altına olan bağımlılığın ortadan kaldırılması, yalnızca altın rezerv endüstrisinin karbondan arındırılması potansiyeline sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda bu olumsuz çevresel ve sağlık etkilerini de azaltır. Ancak Bitcoin’in karbondan arındırılabilmesi için ülkelerin Paris Anlaşması’na bağlı kalması gerekiyor.
Edit: Çin’in Enerji Politikası Hakkında Bilgi Çin en uygun maliyetli yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanıyor ve 2030 yılına kadar enerjisinin %60'ını yeşil enerjiyle üretmesi bekleniyor. Yenilenebilir enerji uygulamalarının Çin'e yaklaşık %11 oranında tasarruf sağlayabileceği tahmin ediliyor. Yenilenebilir enerji kaynakları daha ucuz olursa Bitcoin madencilerinin yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma olasılığı daha yüksek olacaktır. Bu da Bitcoin'in karbon ayak izini azaltacaktır.
Kaynak: Reddit
- İnsanların yaptığı diğer aktiviteler de benzer sonuçlar ortaya çıkarıyor.
Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, bir saat Netflix izlemek yaklaşık 100 gram CO2 salımına neden oluyor. Netflix’in 205 milyon abonesi var. Her abone günde ortalama iki saat Netflix izliyor. Bu da Netflix’te geçen yıl toplamda 149 milyar saat içerik izlendiği anlamına geliyor. Eğer izlenen her saat 100 gram CO2 salımına denkse, sadece Netflix izlemek; her yıl atmosfere yaklaşık 15 milyon ton CO2 salınımına denk geliyor. Yani Netflix tek başına, tüm Bitcoin sektörünün neden olduğu karbon salımının neredeyse üçte birine denk geliyor. Diğer hizmetleri de buna eklediğimizde ortaya nasıl bir tablo çıkacağını az çok tahmin edebilirsiniz.
- İtham
- Çin’deki madenciler, Bitcoin üretmek için çevreye yıkıcı derecede zarar veriyorlar. Çin'de elektrik üretiminin büyük bir kısmı fosil kaynaklardan özellikle de kömürden sağlanıyor ve Bitcoin'in ekolojik ayak izi sürdürülebilir değil.
- Savunma
- Doğaları gereği madencile mümkün olan en ucuz enerji kaynaklarını bulmaya çalışırlar. Diğer tüm piyasalar gibi enerji piyasası da arz talep kurallarına göre işler. Ucuz enerji ise genellikle ihtiyaçtan fazla üretilen enerjidir ve kullanılmadığı durumda boşa gider.
- Çoğu madenci, üretim fazlasının devasa olduğu ve bu yüzden enerjiyi çok düşük fiyatlara elde edebildikleri büyük hidroelektrik santrallerinde (örneğin Çin'de) yoğunlaşmıştır. Özetle 2017 yılında Yunnan barajlarının ürettiği 250 TWh'ye karşılık 155 TWh'nin kullanıldığını ve 95 TWh’nin depolanamadığı için atıldığını söylemek bu duruma yeterli bir cevaptır.
- Yakın zamanda yapılan araştırmalar bitcoin madenciliğinin enerjisinin %39'unun yenilenebilir enerji kaynaklarından (güneş, hidroelektrik, rüzgar, jeotermal vb.), %25'inin nükleer enerjiden ve küçük bir miktarın ise fosil yakıtlardan elde edildiğini gösteriyor.
- Bitcoin enerji sektörünün daha verimli çalışmasına katkıda bulunuyor. Örneğin yenilenebilir enerji üretiminde ortaya çıkan ve kullanılamadığı için boşa giden enerjinin (renewable curtailment) değerlendirilmesini sağlayabilir. Aynı zamanda, Hidroelektrik, nükleer ve yenilenebilir enerji gibi düşük karbonlu enerji projeleri de ürettikleri fazla enerjiyi Bitcoin madenciliğine satarak daha kârlı hâle getirebilir.
- Üretilen enerjinin çok büyük bir kısmı doğru şekilde kullanılmıyor ve israf ediliyor. Bunun nedenlerinden biri kâr elde edilmeyen kullanımlarda (şebekelerde dağılım v.b) boşa harcanması, diğer bir nedeni ise gereksiz yerlerde veya zamanlarda üretilmesi(düşük talep saatlerinde üretim yapan enerji santralleri vb.). Bitcoin boşa gidecek bu enerji kaynaklarını kullanarak kullanarak büyük bir katkı sağlayabilir.
İsraf edilen enerji tüm elektrik üretiminin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Yani elektrik enerjisi üretiliyor, ancak pratikte bir işe yaramıyor. Yıllık olarak israf edilen enerji miktarı yaklaşık 66,7 katrilyon BTU. Daha anlaşılır bir şekilde açıklamak gerekirse, bu miktarın her yıl 2,3 milyar metrik ton kömür israfına eşdeğer olduğunu söyleyebiliriz.
Bitcoin madenciliğiyle destekli yenilenebilir enerji projelerinin potansiyeli Çin’de şimdiden görülmeye başlandı. Coinshares'in 2019 yılında yayınladığı rapora göre Bitcoin madenciliğinin yaklaşık %75'i yenilenebilir enerji kaynaklarından geliyor ve bunların büyük bir kısmı yeni oluşturulan hidroelektrik santrallerinden üretiliyor.

- Bitcoin bir bataryadır(metaforik kullanım).
Peki, Bitcoin’in bir batarya gibi düşünürsek, onunla neler yapabiliriz? Bitcoin bataryasının en önemli 2 özelliği: 1) her zaman açık ve izne ihtiyacı yok(müşteri bulmayı gerektirmez) 2) doğası gereği düşük maliyetli elektriği arar Bu özellikler göz önüne alındığında Bitcoin bataryası yenilenebilir enerji kaynaklarının (genel olarak elektrik şebekelerinin) geliştirilmesine birçok farklı şekilde yardımcı olabilir: - Şebeke Bağlantı Süreci: Yeni enerji tesisleri kurulurken bunların elektrik şebekesine bağlanabilmesi için bir başvuru ve onay sürecinden geçmesi gerekir. Yalnızca Teksas'ta bu sırada bekleyen 100 GW'ın üzerinde yenilenebilir enerji kaynağı bulunuyor. Bu bağlantı süreçlerinin tamamlanması yıllar sürebilir. Bu süre zarfında bu kaynaklar Bitcoin madenciliği yapılarak değerlendirip gelir elde edilebilir.
- Proje Finansmanı:Yenilenebilir enerji proje geliştiricileri müşteri bulmadan önce projelerini hayata geçirebilmek için sermayeye ihtiyaç duyar. Bitcoin bataryası her zaman ilk müşteri olmaya hazır.
- Coğrafi sorunlar: Bazen en güneşli ya da en çok rüzgarlı yerler, elektriğe en fazla ihtiyaç duyulan bölgeler olmayabilir. Bu yüzden yeni yenilenebilir enerji projelerini hayata geçirmek zorlaşabilir. Bitcoin bataryası ise bir tür “sanal iletim hattı” görevi görerek bu soruna çözüm sağlayabilir.
- Zamanlama ve Şebeke Dengesi: Bazen güneşin parladığı veya rüzgarın estiği saatler bizim elektriğe çok da ihtiyacımızın olmadığı zamanlar olabilir. Ancak elektrik şebekelerinde arz ve talebin mükemmel bir şekilde dengede tutulması gerekir. Bu yüzden şebekeye bağlı yenilenebilir enerji tesisleri, yanlış zamanda çok fazla enerji ürettiklerinde genellikle üretimi kısıtlamak/kapatmak zorunda kalabilirler. Bitcoin bataryası ise elektrik fiyatı uygun olduğunda yılın 365 günü, 7/24 saati bu elektrik enerjisini almaya hazır. İhtiyaca göre elektrik tüketimini artırıp azaltabilir ve doğrudan elektrik satın alma anlaşmaları üzerinden şebekeye destek olabilir.
- Düşük Performans: Yukarıda bahsedilen zamanlama ve denge sorunlarıyla bağlantılı olarak, yenilenebilir enerji kaynakları genellikle şebekelerinde ihtiyaç duyulandan daha fazla enerji üretir ve bu da düşük finansal performansa yol açar. Bitcoin’in bataryası kimsenin satın almaması durumda bu enerjiyi satın almaya hazır.
- Şebekenin daha temiz hâle gelmesine katkı: Bitcoin’in bataryası yalnızca yenilenebilir enerji alanında değil, genel olarak enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve emisyonların azaltılmasına da yardımcı olabilir. Örneğin Crusoe Energy, normalde meşalelerde yakılarak boşa giden doğal gazın bulunduğu sahalara verimli türbinler ve Bitcoin madenciliği ekipmanları kuruyor. Böylece hem emisyonlar azaltılabiliyor hem de boşa gidecek enerji Bitcoin üretiminde değerlendiriliyor. Bunu bir adım daha ilerletirsek, buradan elde edilen gelir daha sonra başka bölgelerdeki şebekeye bağlı yenilenebilir enerji projelerine yeniden yatırılabilir. Bu da Bitcoin’in bir “sanal iletim hattı”, yani bir tür batarya gibi çalışması fikrinin başka bir örneğidir.
- İtham
- Bitcoin ağı son derece verimsizdir. Örneğin Visa ile karşılaştırıldığında, PoW her bir Bitcoin işlemi için oldukça yüksek miktarda enerji tüketimine yol açıyor.
- Savunma
- Bitcoin ağının tükettiği enerji, aynı zamanda ağın güvenliğini sağlamak için de kullanılır; çünkü Bitcoin'i yok etmeye çalışan bir saldırganın, Bitcoin ağının kullandığı enerjiden daha fazla enerji kullanması (dolayısıyla satın alması veya üretmesi) gerekir.
- PoW(İş Kanıtı) verimli bir mekanizma ve madencilik oldukça rekabetçi bir sektör. Enerji verimliliğindeki en küçük bir kayıp bile kârlılığın düşmesine neden olacağından bu durum madencileri mümkün olan en yüksek verimliliğe ulaşmaya yönlendirir.
- Madenciliğin maliyeti, transactionların(işlemlerin) enerji maliyeti değildir. Örneğin tek bir Bitcoin transactionın(işleminin) enerji tüketimiyle Visa ağındaki bir işlemin enerji tüketiminin karşılaştırılması tamamen anlamsızdır. Madencilik mekanizmasının amacı, güvene dayalı olmayan (trustless), yani işlem kayıtlarının merkezi bir otorite tarafından güncellenmediği bir ağda sistemi güvenli hâle getirmektir. Bu güvenlik double-spending ve ağa yönelik diğer olası saldırılara karşı koruma sağlamayı içerir. Bu nedenle daha gerçekçi karşılaştırma ödeme ağlarının ve bankacılık sistemlerinin toplam güvenlik maliyetiyle yapılmalıdır. Bankaların ve ödeme sistemlerinin güvenli ve düzgün çalışabilmesi için dünya genelinde yıllık ne kadar harcama yapılıyor? Veri merkezlerinin, ağ altyapılarının ve operasyonel süreçlerinin maliyeti ne kadar? Üstelik buna buna ATM’lerin, banka şubelerinin, kasaların, güvenlik sistemlerinin inşası, işletilmesi, bakımı ve gözetimi için yapılan harcamalar bile dâhil değil.
- İlk SegWit transactionını imzalayan kişi Conio’s Guido D.Assori makalesinde bunun bir gelecek olduğunu ve bir bug olmadığını söylüyor. Paolo Attivissimo’nun, Bitcoin’in saniyede yalnızca 7 işlemi doğrulamak için bu kadar fazla enerji tükettiği yönündeki eleştirisine dair verdiği yanıtın çevirisi aşağıda yer almaktadır.
Bu kadar enerji saniyede sadece 7 işlem için mi? Üçüncü eleştiri Bitcoin’in saniyede 7 işlem gerçekleştirebildiğine yönelik ve böyle bir sistem için birkaç kilovat saatlik enerji tüketimi bile israf olarak görülmektedir. (Attivissimo’nun yıllarca blogunda Bitcoin bağışlarını kabul ettikten sonra bu sorunu hatırlayarak gündeme getirmesi ise oldukça ilginç) Kısaca bu iddia teknolojik bir altyapı olan Blockchain ile Bitcoin cinsinden değer transferi arasındaki gerçek ayrışmanın derin bir yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor. Bu yanlış anlaşılmaya sıkça rastlıyoruz, ama bu onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Öncelikle “Bu bir özellik!”, Blockchain’in boyutu kasıtlı olarak sınırlı tutuluyor. Blockchain’e veri yazabilmek kolay ve sınırsız olmamalı, çünkü merkeziyetsiz yapısını ancak bu şekilde koruyabilir. Yalnızca büyük finans kuruluşları değil, herkes her an görece az çabayla ağdaki işlemlerin doğruluğunu bağımsız olarak doğrulayabilir. Yine de günün her anında, crypto para borsalarında, sidechainlerde, Lighting Network üzerinden, CFD yoluyla Bitcoin veya Bitcoin’in değerine dayalı sözleşmeler alınıp satılmakta ve el değiştirmektedir. Ve inanın bana bütün bu işlemler saniyede 7’den çok daha fazla sayıda gerçekleşiyor. Bunun tam tersini beklemek demek sabah bir kafede içtiğimiz kahvenin ödemesinin, Euro Bölgesi’ndeki tüm bankalar arası ödeme ağlarının bütün node’larda ve tüm yedeklerinde tek tek kaydedilmesini istemeye benzer. Peki gerçekte kaç transaction(işlem) gerçekleşiyor? Genel olarak bu ölçülebilir bir sayı değil ve bunu ölçmek gittikçe daha da zorlaşacak. Gizliliğe önem veren platformların yaygınlaşmasıyla bu tahminler daha da çok sezgisel değerlendirmeyle olacak. Genel olarak şunu diyebiliriz; Bitcoin’i temsil eden herhangi bir platformun orderbook’unda gerçekleşen her işlem, temelde Proof of Work’ün sayesinde mümkün olabiliyor. Kısacası, insanlar aracı kurumlar üzerinden Bitcoin cinsinden değer transferi gerçekleştiriyor. Üstelik bunu doğrudan Blockchain’i kullanmadan aracılarla yapıyorlar. Buna rağmen tüm bu işlemlerin kaydedildiği tek gerçek ve zorunlu kayıt defteri Blockchain. Bu yüzden, varsayım olarak belirlenen 7 işlem sınırını, dünyanın Bitcoin işlem kapasitesiyle karşılaştırmak ve bunu doğrudan PoW ile ilişkilendirmek; altın alışverişi yapmak isteyen herkes için, dünyanın tüm kasalarındaki altını taşımaya yetecek sayıda zırhlı aracın her an hazır bulunması gerektiğini var saymaya benziyor. Ve tabii ki de işler böyle yürümüyor.
Bitcoin bir ödeme sistemi değil, bir mutabakat sistemidir. Dolayısıyla Bitcoin kredi kartı gibi ödeme ağlarıyla değil; SWIFT, CHIPS ya da Fedwire gibi mutabakat sistemleriyle(settlement system) karşılaştırılmalıdır.
Bu konuyla ilgili olarak Bitcoin Madenciliğinin Çevresel Etkisine Yakın Bir Bakış’ı okumanızı tavsiye ederim.
Bitcoin bir mutabakat sistemidir, ödeme sistemi değildir.
İlk olarak Bitcoin nedir, ne değildir ona bakalım.
Bitcoin tıpkı FedWire gibi bir mutabakat sistemidir, Visa gibi bir ödeme aracısı/ödeme sistemi değildir. Bitcoin’in sürekli olarak Visa, MasterCard ya da PayPal ile karşılaştırıldığını görüyorum. Bitcoin’in toplam elektrik maliyetinin işlem sayısına bölünüp sonrasında benzer olmadığı sistemlerle karşılaştırılması matematiksel olarak bir vahşet. Bir mutabakat sisteminde kullanılan enerjiyle Bitcoin’in kullandığı enerjiyi değerlendirmek mantıksız.
Tıpkı günlük 800,000 civarı gerçekleşen FedWire işlemlerinin, dolarla yapılan toplam günlük işlemlerini ölçmenin iyi bir ölçüt olmadığı gibi; Bitcoin ağında gerçekleştirilen günlük yaklaşık 325.000 işlem de Bitcoin (BTC/XBT) cinsinden yapılan toplam günlük işlemlerin iyi bir göstergesi değildir.
Bunun nedeni, Bitcoin işlemlerinin büyük bir kısmının doğrudan görünür olmamasıdır. Bu işlemler; borsaların ödeme toplama sistemleri içinde, Lightning Network üzerinde ve hatta PayPal, Square veya MasterCard gibi ödeme hizmeti sağlayıcılarının kendi sistemlerinde gerçekleşir. Bu işlemler yalnızca belirli aralıklarla Bitcoin blockchain’inde görünür işlemler olarak mutabakata bağlanır.
Bu gibi çözümler ağ katmanlandırması(network layering) olarak adlandırılır. Bu denenmiş ve başarısı kanıtlanmış yaklaşım, günlük perakende işlemlerini daha büyük ve kompleks mutabakat işlemlerinden ayırmak için kullanılır. Aslında günümüzde kullandığımız para ve ödeme sistemleri de benzer şekilde çalışmaktadır. Böyle bir sistemde FedWire(ya da Bitcoin) gibi temel katman, yalnızca mutabakat işlemlerinin nihai onay mekanizması olarak görev yapar. Bunun dışındaki işlemlerin büyük çoğunluğu, daha üst düzey ödeme toplama katmanlarında gerçekleşir ki bunlar tamamen farklı sistemlerden oluşur.
Kısacası Bitcoin; Visa, MasterCard ya da Paypal ödeme sistemlerinin bir rakibi değildir. Bunun yerine Bitcoin, ödeme hizmeti sağlayıcılarının faydalanabileceği bağımsız bir para sistemidir.
Bitcoin’in elektrik tüketimini günlük mutabakat işlemlerinin sayısı üzerinden değerlendirmek yanıltıcı bir yaklaşım.
- Benzer karşılaştırma altın ve “dijital altın” olarak adlandırılan bitcoin arasında da yapılabilir. Altının güvenli bir şekilde muhafaza edilebilmesi gerekli maaliyetlerin yanı sıra; altının çıkarılması, taşınması ve işletilmesi v.b gibi maaliyetler de hesaba katılmalıdır. Tüm bu süreçlerin “çevre dostu” olabileceğini düşünen varsa aksini kanıtlamaya davet ediyorum. Ancak garip bir şekilde, altının çevresel etkileri nedeniyle yasaklanmasını isteyen veya bu durumdan şikayet eden kimseyi hiç duymadım.
Nic Carter'ın madencilikle ilgili bir Bloomberg makalesini çürüten yazısı, yukarıdaki tüm argümanların özetini içeriyor: Noahbjectivity on Bitcoin Mining Bloomberg köşe yazarı Noah Smith’in Bitcoin’le ilgili birçok görüşü var. Bunlardan bazıları gerçekten sağlam ve protokolün nasıl çalıştığını dikkate alıyor. Ana akım medyada yer alan biri için bu çok sık rastlanan bir durum değil. Kendisi aynı zamanda Bitcoin sahibi olduğunu da söylüyor ki bir ekonomist ve alanında önemli biri olarak oldukça etkileyici. Kısacası onunla ilgili genel olarak olumlu düşünüyorum. Bu içeriğin Noah’ın Bitcoin konusundaki görüşlerine karşı genel bir eleştiri olarak algılanmasını istemiyorum. Ancak Noah’nın Bloomberg’de yakın zamanda yayımlanan “Bitcoin Miners are on a Path to Self-Destruction” (Bitcoin Madencileri Kendi Kendilerini Yok Etme Yolunda)adlı köşe yazısında, yanıt verilmesi gereken bazı iddialarda bulunuyor. Noah’nın temel iddiası Bitcoin madencilerinin faaliyet gösterdikleri bölgelerde elektrik şebekesini ciddi anlamda işgal ettikleri ve tamamen banlanma riskiyle karşı karşıya olduğu. Madenciliğin küresel çapta koordineli bir şekilde banlanması fikri uzak bir ihtimal, ancak Noah doğruluğu büyük ölçüde şüpheli olan bazı iddialara dayanıyor. Hadi bunları inceleyelim.
Diğer Faydalı Linkler:
Arkadaşlar elimden geldiğince düzgün bir şekilde çevirmeye çalıştım. Çevirirken daha iyi öğreniyorum, dolayısıyla birkaç tane daha böyle içerik çevireceğim muhtemelen. İyi okumalar.
|