Bitcoin Forum
October 07, 2026, 08:29:33 AM *
News: Latest Bitcoin Core release: 31.1 [Torrent]
 
   Home   Help Search Login Register More  
Pages: [1]
  Print  
Author Topic: Zihin, sinir sistemi ve geçmişten kalanlar: K-TSSB ile tanışma  (Read 26 times)
Soulistic (OP)
Member
**
Offline

Activity: 66
Merit: 30


View Profile
October 06, 2026, 10:25:52 PM
Merited by Lachrymose (2)
 #1

Biliyorsunuz burada genelde sirkadyen ritim, nörogenez veya beslenmenin beyne etkisi üzerine yaptığım okumaları paylaşıyorum. Zihnin çalışma mekanizması öteden beri takıntılı olduğum bir alan... Ama dürüst olayım, bu sefer öyle teorik bir merakla açmadım o makaleleri. Geçenlerde kendi hayatımda yaşadığım çok ağır bir çöküş anı yüzünden buldum kendimi bu okumaların içinde. Çöküş anının bitimi sonrası sakinleşmemle birlikte, o anda verdiğim tepkilerin Narsistik istismar ile bir ilişkisi olup olmadığını merak ettim, araştırmaya başladım ve K-TSSB (Kompleks Travma Sonrası Stres Bozukluğu) kavramına denk geldim.

Bir narsistik istismar kurbanı olarak hakkında uzun zamandır bir şeyler okuyordum zaten ama son zamanlarda konu benim için biraz daha farklı bir boyut kazandı. Ben aynı zamanda otizm spektrumunda olan biriyim (yüksek işevli). Dışarıdan bakıldığında gayet işlevsel görünen, hayatını sürdüren, derdini anlatan biriyim yani. Ama işte dışarıdan öyle durmak, o duygusal süreçleri veya travmayı içeride daha hafif yaşadığım anlamına gelmiyor. Bazen o narsistik istismar olayı sanki ilişki bitince tamamen geride kalıyormuş gibi geliyor insana. Hiç öyle olmuyormuş. İlişki bitse de insanın tepkilerinde, bir durumu algılayışında, özellikle belirsizlik anlarında o izler kalmaya devam ediyor. Zaten K-TSSB dedikleri şey de tam bu kronik süreçlerden kalan izlerle ilgiliymış. Bende bir de otizm spektrumu olunca, belirsizlikleri ya da karşı tarafın sosyal sinyallerini okuma şeklim farklı olduğu için işler iyice çorbaya dönüyor. Yanlış anlaşılmasın, otistik olmam yaşadığım her patlamanın otomatikman otizmden kaynaklandığı anlamına gelmediği gibi, travmanın bana yaptırdığı şeyler de benim karakterim falan değil. ikisini ayırt etmek zor sadece.

Geçenlerde yaşadığım, dışarıdan bakılsa belki de gayet sıradan ya da küçük görülebilecek bir belirsizlik anında içimdeki o eski istismar butonlarına öyle bir basılmış ki. Sessizlik, bir anda gelen uzaklaşma ya da reddedilme ihtimali bende sıradan bir üzüntü yaratmamış, bildiğiniz yangın alarmı çaldırdmış. Bedenim bir anda sanki yıllar önceki o tehlikeli ortamdaymışım gibi reaksiyon vermeye başlamış. Mışlı geçmiş zaman kullanıyorum çünkü ilk defa yaşadığım o anlarda verdiğim tepkilere engel olmayı bırakın, dışarıdan bile kendime bakamıyordum. Süreç bende tam olarak şöyle ilerledi: İletişimin koptuğu ve belirsizliğin başladığı an ilk önce Savaş moduna geçtim. Anlaşılmak için çırpınmak, haksızlığa karşı kendini savunmaya çalışmak, inanılmaz bir öfke patlaması... Bu mücadele karşıda sadece bir duvar örmeye neden olup ve ilişki tamamen kopma noktasına gelince, sistem bu sefer panikle çaresizce Yaltaklanma moduna kaydı. Bağ tamamen kopmasın diye kendi sınırlarımı, gururumu yok sayıp aşırı uyum sağlamaya, ortamı yumuşatmaya çalışırken buldum kendimi. Savaşarak alamadığı güvenliği, kendini küçültüp uyum sağlayarak aramaya çalışmak... Tam bir kilitlenme anıydı.

Okudukça öğrendim ki sinir sistemi travma anında tek bir tepki verip durmuyormuş. Kimi zaman benim yaptığım gibi savaş moduna geçip patlıyorsunuz, o işe yaramayınca terk edilmemek için yaltaklanmaya sığınıyorsunuz. Bazen de kaçmak istiyor insan ya da şalteri kapatıp donup kalıyor. O kriz anlarında gelen ağlama nöbetleri, panik dalgası ya da mantıksız görünen savrulmalar dışarıdan "aşırı tepki", "fazla hassasiyet" gibi görünebilir. Beden tehdit algıladığı an mantık devre dışı kalıyor, beyin doğrudan hayatta kalmaya çalışıyor yani. Başka bir şey değil.

Kendi yaşadığım o ağır kilitlenmenin arkasında narsistik istismarın bıraktığı bu K-TSSB izlerini görmek içimde bir şeyleri öyle bir rahatlattı ki. Yıllar sonra bile bedenin kendini korumak için nasıl bir alarma geçtiğini fark etmek, üzerimdeki "ben niye böyle tepki verdim" suçluluğunu söküp aldı. Belki de iyileşmenin bir kısmı, insanın kendisine sürekli "Neden böyle yaptım?" diye sormak yerine, "Bende ne oldu ve bedenim ve zihnim neden böyle tepki verdi?" diye bakabilmesi. Narsistik istismardan sonra yaşananların ilişki bittikten sonra da devam edebileceğini ve bunun kişinin "bozuk" olduğu anlamına gelmediğini görmek çok rahatlatıcı.

Umarım böyle bir şey yaşayan yoktur ama her hangi bir uzun süreli istismara uğradıysanız geçmişte K-TSSB’ye bakmanızı öneririm. Bu konu hakkında önceden bilgi sahibi olmak o anlar geldiğinde kendimizi regüle etmemizi sağlayabilir.
Lachrymose
Legendary
*
Offline

Activity: 2086
Merit: 1466



View Profile
Today at 12:25:09 AM
 #2

bir yakininizda b tipi kisilik bozuklugu varsa ve siz bunun farkinda degilseniz; vakti geldiginde gotten pipetle beslenirsiniz. bu mevzu insanlarin sandiginin cok otesinde; oyle kendini begenmislik, kibirden vesaire ibaret olan bir sey degil.

bir insanla 10 yil gecirip “onu hic tanimayabilirsiniz” dahasi “o insan da kendini tanimiyodur (oz farkindaligi yoktur)” maske coktugu anda “tanidiginiz insan hic varolmamiscasina yokolur; gecmisi tamamen degistirmis bir yabanciyla karsilasirsiniz. ustelik hem kendine yabancidir, hem de size”

o zaman tuttugunuz sey ayrilik acisi degil, yas olur. bi yakinini kaybetmenin acisi gibi. o kisi artik yoktur ve hic varolmamistir. tssb de gercektir. istismara ugradiysaniz; hele bu kişi eşiniz, anneniz ya da babaniz falansa ve yeterince uzun zaman gecirdiyseniz; mutlaka terapi almak durumunda kalirsiniz.

ha bi de farkli bi versiyonda; kisi bazen narsistik istismara ugradigini sanar. halbuki; kendisi spektrumdadir ya da yine farkli bi b kumesi kb sahibidir/ya da oruntulerine sahiptir. kisi istismara ugradigini sanarken; kendisi de istismarcinin ta kendisi olabiliyor.

ha genel olarak bahsettigimiz her sey “farkindalik” + “terapi” ile yuksek oranda cozulebiliyo. en baba b kumesi adam bile; “gercekten istedigi takdirde” remisyona ugrayabilir ama bu arkadaslar genelde istemez/kabullenmez. korunmanin tek yolu iletisimi kesmek ya da kesemiyorsaniz minimuma indirmektir; ve o minimumda da “sıkıcı” olmaniz, “ayni duygusal zemine inmemeniz” ve tepki vermemeniz gerekiyor. gri kaya vb..

alkol, uyusturucu, kumar vb. bagimliliklarin; yuksek cinselligin ve teshirciligin, ilgi acliginin, aldatmalarin, mitomaninin, ofke problemlerinin ve benzerlerinin genelde altinda yatan neden budur. ornek veriyorum adam kumar bagimlisi mi? kumar sadece bi sonuc. ozunde adhd vb. spektrumlar, kisilik bozukluklari, durtusellik, dopamin eksikligi vesaire yatar. karisina dayak atan adamlarin cogu da; antisosyal, bipolar falan filan.. ya da alkol icince sapitan, kavga cikaran, ofkelenen arkadaslar vs. onlarin gercek kisiligi o. alkollu oldugu icin oyle yapmiyor; o arkadaslar ozunde oyleler.. alkolle prefrontal korteksin freni tutmamaya basladiginda; öz ortaya çıkmaya basliyor.

bunlar bence ilgi cekici konular.
Pages: [1]
  Print  
 
Jump to:  

Powered by MySQL Powered by PHP Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2009, Simple Machines Valid XHTML 1.0! Valid CSS!