Sinir hücrelerinin canlı beyinde anıları, duyguları ve davranışları nasıl şekillendirdiğini göstermeyi mümkün kılan optogenetik alanı nobel ödülünün sahibi. Bu alan genetik mühendisliği ile optik (ışık) yöntemlerini birleştirerek nöronların aktivitesini ışık yardımı ile anlık ve hücresel düzeyde kontrol etmeyi sağlayan bir biyoteknoloji yöntemi.
Tek hücreli bir algın (Chlamydomınas) bir ışık kaynağına doğru nasıl yüzebildiğini merak eden Peter Hegemann’ın merakıyla hücre yüzeyinde bulunan ve benzersiz özelliklere sahip ışığa duyarlı bir alg proteinin (Kanalrodopsin) keşfedilmesiyle mavi ışık ile aydınlatıldığında proteinin içinde bir kanal açıldığı gözlemlenmiş. Bu benzersiz protein hangi hücreye koyulursa koyulsun o hücreyi ışığa duyarlı hale getiriyormuş. Yani bu protein sayesinde sinir sinyalleri ışıkla kontrol edilebiliyor. Çığır açan bir gelişme.
Bu bana uzun zamandır takip ettiğim ancak henüz deneyemediğim Lumenate uygulamasını düşündürdü. Lumenate telefonunuzun flaş ışığı yardımıyla tabiri caizse meditatif bir duruma sokuyor sizi. Belki de optogenetik bu gibi uygulamalar ile birleştirilerek daha ulaşılabilir bir tedavi yöntemine dönüşür kim bilir.
https://www.nobelprize.org/prizes/medicine/2026/press-release/https://m.youtube.com/watch?v=PKAYqhy8xf8