Gün içindeki o zihinsel sisi, kafadaki ağırlığı dağıtıp odağı nasıl tavan yaptırabiliriz?
Şu aralar biraz kendi kabuğuma çekilip sadece okumaya, yazmaya ve düşünmeye vakit ayırdığım için zihnimi neyle beslediğim benim için çok daha önemli hale geldi. Bir süredir uyguladığım, arkasında ciddi bir biyolojik mekanizma yatan ve kafamı inanılmaz netleştiren kahve ve biohacking rutinimden ve diğer biohacking yöntemlerinden de bahsedeyim dedim sonuçta hepimizin keskin bir zihne ihtiyacı var.
Önce normalde uygulamadığım yeni başladığım uyanır uyanmaz kahveye sarılmama rutini var. Genelde herkes yataktan kalkar kalkmaz kahve makinesine koşar ama ben ilk 90 dakika kafeine hiç dokunmuyorum son bir kaç gündür. Çünkü uyandığımız an vücutta doğal bir kortizol dalgası yükseliyor ve zihni asıl yoran adenozin (yorgunluk kimyasalı) birikimi henüz temizlenme aşamasında oluyormuş. O ilk 90 dakikada doğrudan gün ışığına çıkıp göz retina hücrelerini uyararak sirkadyen ritmi sabitlemek, akşamki melatonin salınımını düzene sokuyor.
Sonrasında sahneye kahve giriyor. Gün içinde tükettiğim kahve ve sıvı miktarı dışarıdan bakınca biraz abartı gelebilir (3 litre kahve

) ama olay sadece kafein yüklemek değil; doğru zamanlama ve bol suyla dengelemek. Kafein, beyindeki adenozin reseptörlerine bağlanarak yorgunluk sinyallerini blokluyor.
Asıl olay ise kahveye eklediğim keçi tereyağı ya da kaliteli bir (Hindistan cevizi yağı olabilir ama ben tadını pek beğenmiyorum) MCT/ghee yağı. Kamyonlara çekişten düşmesin, motor verimli çalışsın diye nasıl AdBlue koyuyorlarsa; bu yağ da bünyemizde tam olarak o görevi görüyor. Yağdaki orta zincirli yağ asitleri (MCT) karaciğerde hızla ketonlara dönüşüyor. Yağlar midede kafeinin emilimini yavaşlattığı için kafeinin bir anda kana karışıp 1 saat sonra insanı pert etmesini (crash yaşatmasını) engelliyor. Gün boyu torku yüksek, kan şekerini düşürmeyen, kaya gibi sert bir odaklanma sağlıyor. Tabii kafeinin diüretik (su attırıcı) etkisiyle mineral kaybetmemek ve hücre içi sodyum-potasyum pompasını çalışır tutmak için suya bir tutam kaya tuzu atmayı da unutmuyorum.
Piyasada kafeinin o çarpıntı hissini alsın diye L-Theanine (yeşil çaydaki sakinleştirici amino asit) hapları içmek ya da yanında flavanol deposu bitter çikolata yemek çok yaygın. L-Theanine beyindeki alfa dalgalarını artırarak "sakin odaklanma" sağlar, bitter çikolatadaki teobromin ise damarları genişletip kan akışını hızlandırır. Ama ben kafamı ekstra haplarla, takviyelerle doldurmayı pek sevmiyorum. Bitter çikolatayı da (ketojenik beslenip şekerden uzak durduğum için

) L-Theanine’i de pas geçip doğrudan kahve ve yağ ikilisine sadık kalıyorum. Bunu bir de aralıklı oruçla (intermittent fasting) birleştirip mideyi boş tutunca otofaji (hücresel temizlik) devreye giriyor; beyin sindirimle uğraşmak yerine tamamen zihinsel netliğe çalışıyor.
İşte benim rutin böyle. Peki siz kahvenizi nasıl alırsınız? Gün içinde kafayı dinç tutmak için uyguladığınız ufak tefek yöntemler var mı?
Huberman, A. (2021). Using Caffeine to Optimize Mental & Physical Performance. Huberman Lab Podcast.
https://www.hubermanlab.com/episode/using-caffeine-to-optimize-mental-and-physical-performance Asprey, D. (2014). The Bulletproof Diet. Rodale Books.
https://daveasprey.com/bulletproof-diet-is-here-redesign-your-life/ Fredholm, B. B., et al. (1999). Actions of caffeine in the brain... Pharmacological Reviews.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10049999/ St-Onge, M. P., & Jones, P. J. (2002). Physiological effects of medium-chain triglycerides... The Journal of Nutrition.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/11880549/